|
TÜRK DİL KURUMU ROMAN ÖDÜLLÜ
YAZAR: FÜRUZAN
1975 2.BASKI
526 SAYFA
Edebiyat eleştirmeni Ömer Türkeş'e göre 47'liler Kitabı:
Yaşayan kadın yazarlarımızdan Füruzan'ın 12 Mart dönemini konu alan "47'liler" romanı 25 yaşına basmış. Belki 68'lilerin değil, onların mirasçısı olan kuşağın daha çok sevdiği bir öyküsü vardı "47'liler"in. 80 öncesi siyasi mücadeleye az ya da çok katılmış her solcu genc, mutlaka okumuştur bu kitabı. Her ne kadar YKY tarafından "Bütün Eserleri" dizisi ile yeniden basıldıysa da, bizler için unutulmak, yeni kuşak içinse hiç tanınmamak gibi bir talihsizlikle karşı karşıya. Oysa, "47'liler" yalnızca bir roman olmanın ötesinde, yakın tarihin dramatik bir dönemini, daha önemlisi kadın sorununu ele alışı ile gözden kaçırılmaması gereken bir metin.
1935 İstanbul doğumlu olan Füruzan, ilk öykülerini 1956'dan başlayarak çeşitli dergilerde yayınlamaya başlamış, ancak edebiyat alanındaki çıkışını 1971 yılında basılan "Parasız Yatılı" adlı öykü kitabı ile gerçekleştirmişti. Adı, 70'li yıllara Sevgi Soysal ve Adalet Ağaoğlu ile birlikte damgasını vuran üç kadın yazar arasında anılan Füruzan, romandan çok öykü alanında başarılıdır diyebiliriz. Bütün öykülerinde buruk bir acının, dinmeyen bir hüznün yansıdığı, ve ana tema olarak kadının toplumdaki yerinin sorgulandığı, ahlaki değerlerin eleştirildiği görülür.
"47'liler"de aynı eğilim sürüyor. Kolay okunan bir roman değil o. Zorluğu dilinden ya da romanın teknik özelliklerinden kaynaklanmıyor. Çok ağır bir duygusal yoğunluğu, ağdalı olmayan derinlikli bir hüznü, yitik bir kuşağın acıları var romanda. Öykünün ana karakteri Emine'nin yaşadıkları ve düşündükleri etrafında, Türkiye solunun tarihine 68'liler diye geçen üniversite gençliğinin geleneksel değerlerle, toplum ve siyasi yapıyla çatışmalarını anlatıyor yazar. Doğal olarak, bu gerçek öykünün en trajik kısımlarıyla, birbiri ardına gelen ölüm haberleriyle, işkence çeşitleriyle karşı karşıya getiriyor bizleri.
Ancak bu romanın asıl öyküsünü, Emine ve ailesinin Erzurum yaşantısının oluşturduğunu söylemeliyim. Sorguda geçirdiği günler içinde, geçmişe gidip gelen iç monolog tekniği ile yazar, 50'lerin Türkiye'sine, egemen düşünce yapısına, geleneksel aile kurumuna, ikiyüzlü değer yargılarına ağır eleştiriler getiriyor. Aynı ailenin iki kızından Emine, topluma başkaldırmış, özgür bir yaşam tarzını seçmiş bir kişilik. Ablası Seçil ise, bir önceki kuşağı, eşikten öteye geçemeyenleri temsil ediyor. Sonuçta, bütün olumsuzluklara rağmen, Emine'nin yaşamla bağı yeniden kurulurken, Seçil, kendisini bunaltan burjuva aile kurumuna tahammül edemez ve intiharı seçer.
"47'liler", edebi açıdan, tarihsel önemine denk düşecek denli başarılı değil. Aslında Türk romanı için değişik sayılacak bir kurgu yakalamış yazar; Türkiye'nin farklı coğrafyalarından farklı sınıfsal kökenlerden kadınlı erkekli üniversiteli gençleri birbirleriyle ve aileleriyle ilişkileri içinde, yenilginin sonrasında, bir karakterin bakış açısı ile anlatmaya dayalı olay örgüsünde hiç bir aksaklık yok. Ama, gençliğe ve özellikle direnen genç kızlara olan sempatisini dışa vuran metnin tiplemeleri, Sevgi Soysal'ın üniversite gençliği kadar gerçekçi olamıyor. Belki bu nedenle, Füruzan onları uzun uzadıya konuşturmak zorunda kalmış ve bu uzun konuşmalar roman bütününe didaktik bir hava vermiş.
Elbette her edebi ürün, önce kendi tarihi içinde, daha sonra bugünkü yeri açısından düşünülmelidir. Romanın, travmatik bir tarihsel dönemin, 12 Mart'ın ardından yazılmış olmasının getirdiği ajitatif yönlerini bir yana bırakırsak, kadın sorunlarına bugün için bile radikal sayılabilecek bir açıdan yaklaşmasıyla, ve orta sınıf insanlarının özlemlerini, kıstırılmışlıklarını anlatışıyla, hala güncel sayılabilecek bir yapıt "47'liler".
|